Avlumuzdaki kırmızı erikler şimdi en olgun haldeler. Kırmızılıkları oldukça gözalıcı. Avluda yıl boyunca yeşeren çiçekler var. Sadece Mart ve Nisan aylarında, defne, forsythia, kamelya, Japon ayvası ve lilalar çiçek açar. Bunların ötesinde bülbüllerin saf sesini diğer kuşlarla konser halinde dinlemek çok keyif vericidir.
Sabahın erken saatlerini takiben 100 kadar öğrenci ile meditasyon yaptığım sırada, bülbülün şarkısı bize şehrin orta yerinde olduğumuzu unutturur. Böylesi saflık ve berraklık bizde güzel bir etki bıraktırır.
Aikido’nun Kurucusu, güzel ve saf şeyleri severdi. Bu sebeple, her nerede bulunursa bulunsun, derin saygısının sergilemedeki güzelliğin bir parçası olarak kendisini “Kami” (tanrı) ile beraber adlandırır, ifade ederdi. Bu sebeple, “Aiki” (birleşmiş-enerji) “Aiki” (sevgi) olur ve “Daiwa” (evrensel uyum) “Daiai” (evrensel sevgi) biçimimi alır, nihayet tanrısallık ile insan ırkının doğasındaki güzelliğe kavuşur.
Ve, kurucu çok küçük bir bahçeye bile sahip olsa bile, hala bitki ve çiçek yetiştirebilir ve doğanın güzelliğini işlerdi. Avlumuzda bu gelenek hala devam ettirilmektedir.
Aikido dünyasındaki faaliyetler durmaksızın ilerliyor. Nisan ayı ile birlikte, Aikido’yu yeni başlangıçları için uygun bir yol olarak gören, değişik firmalardan ve okullardan öğrenci grupları gelir. Buna ilaveten, hiçbir gruba bağlı olmayan kişiler de yeni bir başlangıç adı altında Aikido çalışmalarına başlarlar. Bu insanlarla dolu olan Hombu Dojo’daki çalışmalara geldiğimde doğal olarak istekli olurum ve Aiki’nin özü kadar iyi olması gerektiğinin üzerinde dururum. Yine de kendilerine göre Aiki yolunu takip etmeyi seçenlere yüksek sesle öğüt vermek anlamsızdır.
(The full article is available for subscribers.)


English
Português Brasileiro
Deutsch
Español
Français
Svenska
Tϋrkçe